|
SENDİKAL EĞİTİM SEMİNERİ ŞÜKRAN SONER: "SENDİKAL HAKLARIN OLMADIĞI YERDE DEMOKRASİ OLMAZ. SENDİKALARIN OLMADIĞI DÜZENLER DEMOKRASİ DEĞİLDİR" (11 Temmuz 2010) Türkiye Gazeteciler Sendikası olarak Avrupa Komisyonu'ndan sağlanan mali destek çerçevesinde, Avrupa Gazeteciler Federasyonu (European Federation of Journalists- EFJ) tarafından ortaklaşa yürütülen ‘‘TÜRKİYE’DE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ: DEĞİŞİM İÇİN GAZETECİLER SENDİKASININ GÜÇLENDİRİLMESİ’’ başlıklı 20 aylık projenin dördüncü etkinliği olan “SENDİKAL EĞİTİM SEMİNERİ” bugünkü etkinliklerle sona erdi. Türkiye’de gazetecilerin sendikal örgütlülüğü, kazanımlar ve kaybedilenler, TGS’nin örgütlenmesi, sendika üyeliği için yasal koşullar, örgütlenme stratejisi, Türkiye’de ve dünyada sendikacılık, toplu pazarlık süreci, medya çalışanlarının yasal ve sendikal hakları konuları ele alınan seminerin bugünkü ilk oturumunun konuşmacısı, önceki başkanımız Şükran Soner, "Türkiye ve dünyada sendikacılık'' konusunu anlattı. Türkiye'nin Cumhuriyet Devrimleri'nin ulaştığı çağdaş çizgiden gittikçe uzaklaştığına dikkati çeken Soner, ülkemizde gerçek sendikal hakların 1961 Anayasası ile sağlandığını ve 1963 yılındaki sendikal haklarla ilgili düzenlemelerle ileri ülkelerin seviyesine kavuştuğunu ifade etti. Bu süreçte çalışanların büyük çoğunluğunun kamu işyerlerinde olması nedeniyle hızlı bir sendikalaşmanın yaşandığına ve hak kazanımının sağlandığına dikkati çeken Soner, 12 Mart döneminde kısa bir süre hariç 1980 yılına kadar ücretlerde reel iyileşme gözlendiğini belirtti. Özel sektörde örgütlenmeye başlanmasıyla militan sendikacılık sürecinin yaşandığını, sosyal hakların geliştiğini ve düzenin sorgulandığını anlatan Şükran Soner, sol siyaset, örgütlenme ve sendikalaşmanın bu dönemde ivme kazandığını vurguladı. Ancak, Türkiye'nin gelişmesinin batı dünyasınca hoşgörü ile karşılanmadığına, 12 Mart ve özellikle de 12 Eylül darbelerinin desteklenmesinin bunun bir göstergesi olduğuna işaret eden Soner, "1960'lı yıllarda başlayan Anayasa tartışmaları günümüzde de sürüyor. Aynı şekilde AB Parlamentosu şimdi Anayasa değişikliğini destekliyor. Tabi ki AB ülkelerindeki emek dünyası, hukukçular ve gazeteciler ise buna karşı çıkıyor'' dedi. 12 Mart döneminde başlayan sendikasızlaştırma hareketinin 12 Eylül'de daha da güçlü bir şekilde sürdürüldüğünü, şimdi ise bu sürecin "yandaş sendika" oluşturularak, bu anlayışı yaygınlaştırarak daha ileri seviyelere ulaştırıldığını belirten Soner, şöyle devam etti: "1984 yılından bu yana hiçbir sendika kurulamadı. Hiçbir yerde işverene rağmen sendikal örgütlenme gerçekleştirilemedi. Makyaj değişikliği dışında hiçbir alanda iyileştirme olmadı. İşçilerin örgütlenme hakkı yok edildi. Türkiye'de 5 milyonun üzerinde sigortalı var. Ancak bunun 450 bini sendikalı. Sendikasızlaştırmanın yanında ideolojik bir saldırı var. Buna karşı mücadele ise ancak örgütlenerek mümkündür. Küresel saldırı ve Türkiye'ye biçilen projeyle sendikal haklarda çok gerilere gidildi. Dünya haklarının çıkarları, demokrasi, örgütlenme ve sendikal haklarla korunabilir, geliştirilebilir. Gazetecilerin temel ilkeleri de bunlar olmalıdır. Sendikal hakların olmadığı yerde demokrasi olmaz. Sendikaların olmadığı düzenler demokrasi değildir." AB'deki siyasetçilerin Türkiye'ye bakışında iki yüzlülük ve çifte standardın hakim olduğunu anlatan Soner, "Bu ülkelerdeki sendikacılar, bu durumu teşhir etmelidir. Dünyada ve Türkiye'de bir başka yöne doğru gidiş yaşanmaktadır. Çağ dışı bir düzene gidiyoruz. Buna karşı ortak mücadele etmeliyiz" dedi. MEDYA ÇALIŞANLARI, TİS VE SENDİKAL HAKLAR Daha sonraki oturumda, İngiltere’deki Ulusal Gazeteciler Sendikası’ndan (National Union of Journalists-NUJ) Caroline Holmes'in "Toplu Pazarlık" konulu pratik uygulaması ve interaktif çalışmasında olası durumlar, kazanımların elde edilmesi için dikkat edilmesi gerekenler ve çözüm yolları konuları tartışmalı olarak değerlendirildi. Toplu pazarlık sürecine ilişkin oturumlarda ise TGS Hukuk Danışmanı Avukat Güven Ergin, toplu iş sözleşmesinin kapsamı, uyuşmazlık ve çözümü, yürürlüğe girmesi ve uygulamalarda karşılaşılan sorunlar konusunda bilgi verdi. Toplu iş sözleşmesi sürecindeki hukuksal işlemler konularında katılımcıları aydınlatan ve sorularını yanıtlayan Ergin, bunların bilinmesinin sonuç almada etkisini anlattı. TGS Hukuk Danışmanı Avukat Meliha Selvi de “Türkiye’de medya çalışanlarının yasal ve sendikal hakları’’ konusunu, 4857 sayılı İş Kanunu ve 5953 sayılı Basın İş Kanunu'nu karşılaştırarak anlattı. Selvi, bu kanunlar dışında Toplu İş Sözleşmesi ile elde edilen hakların boyutları konusunda çarpıcı örnekler vererek, Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın varlığının ne kadar önemli olduğuna dikkati çekti. TGS'nin Toplu İş Sözleşmesi ile üyelerin çalışma biçimine ilişkin ayrıntılı düzenlemeler sağladığını, kıdemden tazminatlara, ücretlerden sosyal haklara, çalışma saatlerinden doğum halindeki güvencelere kadar pek çok alanda elde ettikleri kazanımları ayrıntıları ile açıkladı. Selvi, "Toplu İş Sözleşmesinde yer alan düzenlemeler sonucunda üyeler haklarını er-geç elde etmektedir. Sözleşmedeki düzenlenen şekle aykırı çalışma her durumda yasa dışıdır" dedi. EFJ UZMANLIK GRUPLARI EFJ Yazar Hakları Uzmanlık Grubu'ndan gazeteci Ahmet Tulgar ve Sesonline editörü Yalçın Ergündoğan ile Avrupa Gazeteciler Federasyonu’ndan (European Federation of Journalists-EFJ) uzman Pamela Moriniere, EFJ uzmanlık gruplarının çalışmaları hakkında bilgi verdi. Pamela Moriniere, gerçekleştirilen bu seminerler sayesinde Türkiye'de gazetecilerin bilinmeyen, AB ülkelerinden farklı koşullarını ve karşılaştıkları sorunları öğrenme, bilincine varma olanağı yakaladıklarını kaydetti. EFJ bünyesinde oluşturulan çeşitli gruplara Türkiye'den daha fazla gazetecinin katılması ile bu durumun uluslararası alanlarda daha iyi değerlendirileceğini, koşullar ve gelişmelerin değiştirilmesinin mücadelesinin boyutlarının geliştirilebileceğini ifade ederek, bu konuda TGS'nin önemli bir işlevi yerine getirdiğini vurguladı. Yalçın Ergündoğan da Türkiye'de fikir özgürlüğüne yönelik uygulamaların tehlikeli boyutlara ulaştığını, "özel hukuk" alanında gerçekleştirilen, hakaret ve ardından bunun kamu davasına dönüştürülmesiyle özellikle muhalif yazar ve yayınevlerinin baskı altında tutulduğunu, otosansürün yaygın boyutlara ulaştırılmasına çalışıldığını kaydetti. Genel Başkanımız Ercan Sadık İpekçi'nin başkanlığını yaptığı seminer, katımcıların katkıları ve genel değerlendirme ile sona erdi. |